06 Ocak 2009 DağSes Gazetesi
Sevgili Ahmet hocamın (Ahmet Zekai Yıldız) “Dağlı” şiiri dolandı dilime. Hastayım ve parmak uçlarım çok fazla çalışmıyor, bir kırgınlık var üzerimde. Kırgınlığım hastalıktan da değil hani. Gitgide tembelleşen insanımızdan ötürü… Hazıra alıştırılan az emekle çok iş yapma çabasında olan insanımıza.
“Dağlıyım. / Köyüm kartal yuvası. / Başım göğe değer. /
Evin ocaklığında, / Meşe yanıyorsa eğer, / Çıtır çıtır.
Ardıç yanıyorsa çek ciğerlerine, / Mis gibi.
Ter ve ahır kokusu, / Misafire mahcupluğumdur. /Güler yüzlüyümdür ama.
Yörük kızının / Allı yeşilli olanına bağlıyım. / Dağlıyım.
Kimse bilmez açlığımı açıklığımı. / Acıyı dürüm yapar da yerim. / “Allah büyük” der, / Şükrederim.”
Sanırım şiir bizi apaçık anlatıyor. Acıyı içimize atmak ve hatta dürüm yapıp yemek kadar ulvi bir büyüklüğümüz var. Böyle mi olmalı peki?
Bizim adımıza bizi anlatanlara tamam deyip baş mı eğmeliyiz? Ardıç ve meşe dağıtılan kömürlere kafa tutabilecek mi?
Yoksa en umulmaz anıların beşiğinde mi uyuyacağız. Kırgınım, hastayım ve kırgınlığım hastalıktan değil. Ahmet hocamın Dağlı şiirini okurken ve hayallerimde gezdirirken Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Köylü şiiri takıldı havsalama. Ne diyordu bu şiirde Dağlarca:
Köylü
“yemedik yemişini nicedir / ağaç değişmeli / dal değişmeli
bu eşeğin beli kanamış oğul / hadi erişti gün / çul değişmeli
nice ektikse, nice bekledikse / buğday vermez, pamuk vermez, ot vermez / çöl değişmeli
ne, buralarda aç mıyız? / Tanrı o Tanrı’dır / kul değişmeli
hayır / bütün yollar varmaz Ankara’ya / yol değişmeli”
Evet, sevgili Dağ, bütün yollar varmaz Ankara’ya yol değişmeli. Başka türlü bir şeyler yapmalı. Ne bileyim en azından yol arkadaşlarımızı ve yollarımızı değiştirmeliyiz. Ne demişti Atatürk: “Birlik ve beraberlik; ölümden başka her şeyi yener.”
Öküz ölmeden mi ortaklık biter yoksa ortaklık bittiğinde mi öküz öldürülür. Bizim dağın ortaklıkları ve siyasi yaşamı da böyle hengâmelerde geçmiştir.
Öküz ölür boyunduruk boş kalır misali. Bizim öküz artık ölmüştür ve boyunduruğu boş kalmıştır. Ne kadar acı bir durumdur bu köylü için. Varı yoğu artık elinden çıkmıştır. Ve “Boş Türkü” söyler Dağlarca. Sanki bize yazmıştır. Sanki bizi düşlemiştir. Şiirler ne çok şey anlatmıştır anlayana…
Her şey açıkça yazılmıyor ya…
Bir öküz koşulmuştur, / Sabana en erkenden, / Bizim boyunduruk bensiz.
Bir öküz sürecektir, / Bu yüz adım tarlayı, / Bizim boyunduruk kara.
Bir öküz götürecek, / İlçeye bu kağnıyı, / Bizim boyunduruk ödünç.
Bir öküz boynu yara, / Tezek satışa gider, / Bizim boyunduruk ses.
Bir öküz bakışsızdır, / Bir öküz ölmüş çoktan, / Bizim boyunduruk boş.
Benzer yazılar: bulunamadı.
Son Yorumlar