Erkan Aydınla Söyleşi – Özcan Yazıcı / Bursaport.com
Türkiye yaklaşık bir hafta sonra bir kez daha sandığa gidecek ve 4 yıl daha ülkeyi hangi siyasal iktidara temsil edeceğine karar verecek. Ülke genelinde olduğu gibi Bursa’da da partiler yoğun bir tempoda çalışıyor ve seçmenin kalbini çalmayı hedefliyor.
Ama şu sıralar Bursa’da kalpleri kırık çok geniş bir kitle var. Orhaneli, Keles, Harmancık ve Büyükorhan ilçelerini kapsayan ve “dağ yöresi” olarak adlandırılan seçmen kesimi hem büyük bir şaşkınlık, hem de kırgınlık içerisinde.
Bunun en temel nedeni de kuşkusuz, yöreyi temsil edecek isimlerin AKP, CHP ve MHP gibi Parlamento’ya girmesine kesin gözüyle bakılan partilerde seçilecek sıralarda yer bulamamış olması.
Hemen her dönem Meclis’e en az bir milletvekili göndermeyi başaran“dağ yöresi”nin bu kez böyle bir şansı yakalayamayacak olması hem dağ ilçelerinde, hem de Bursa’da yaşayan on binlerce dağ yöresi kökenli seçmenlerde derin bir hayal kırıklığı yaratmış vaziyette.
Parti temsilcileri sık sık 4 ilçeyi ziyaret edip “bundan sonra sizin temsilciniz bizleriz” deseler de, bu söylemi ikna edeci bulmayan yöre seçmeni deyim yerindeyse 12 Haziran’da sandığa damga vurmaya hazırlanıyor.
Yöre temsilcileri o kadar şaşkın ki, “böyle bir durumla karşılaşacağımızı bilseydik bağımsız aday çıkarırdık” diyorlar.
Seçim öncesi Dağ-Der Başkanı Erkan Aydın’la milletvekili listelerini, hayal kırıklıklarını, 12 Haziran seçimini, geleceğe ilişkin düşüncelerini konuştuk…
‘BÖYLE BİR ŞOKU HİÇ BEKLEMİYORDUK’
- 11 Nisan’da listeler açıklandıktan sonra özellikle dağ yöresi ilçelerinde büyük bir hayal kırıklığı yaşandı; siz neler hissettiniz, neler düşündünüz?
En büyük hayal kırıklığını yaşayanlardan biri de biziz. Çünkü biz Mart ayında dağ yöresi aday adaylarının hepsini bir araya getirdik. Bütün siyasi partilerden aday adayımız vardı ve biz bunları bir araya getirdiğimizde Meclis’te temsil edilen en azından 3 tane siyasi partiden birer milletvekili hedeflediğimizi deklare ettik; bu yönde çalışma içinde olduğumuzu söyledik. “Seçilebilir yerlerde vekil istiyoruz” dedik. Tabii böyle bir şoku, böyle bir hayal kırıklığını hiç beklemiyorduk. En azından biz 3 demiştik ama 1 tane içlerinden olur diye umut ediyorduk. Dolayısıyla bunu duyduğumuzda biz de bütün dağ yöresi gibi infial yaşadık. Ama “önemli değil” dedik. Bizim için artık 2011 seçimleri bitti 2015 seçimlerine bakıyoruz.
- Size bu süre içerisinde herhangi bir söz veren oldu mu?
Bu siyasette biliyorsunuz söz olmaz; olsa da çok dikkate alınacak bir şey olmaz; ama bizim birebir ve dağ yöresinin bütün görüşmelerinde böyle bir beklenti içine sokulduk haklı olarak. Bursa’da dağ yöresinden 300 bin kişi yaşıyor. Dağ yöresinde de 60 bin kişi yaşıyor. Dağ yöresi insanının en azından bir vekille temsil edilmesi gerektiğine inanıyorduk. Hakkımız olduğuna inanıyorduk doğrusu. Ama Diğer 18 vekil de bizim vekilimiz; onlar için hiçbir şeyimiz yok. Hepsi ziyarete geliyor, arıyor ve “dağın vekili biziz” diyorlar. Bizim zaten o konuyla ilgili bir sıkıntımız yok; ama biz bizim içimizden çıkan, bizim sorunlarımızı daha iyi bilen, her zaman ulaşabileceğimiz, bir telefon ettiğimizde karşımızda muhatap olabilecek kişiler olsun istiyorduk. Bizim sıkıntımız bu. Yoksa diğer isimler de dağ yöresinin, Bursa’nın bizim de milletvekilimiz olacak; onda bir sıkıntımız yok.
‘BİZİM OYLARIMIZ ÇANTADA KEKLİK GÖRÜLÜYOR’
- Peki size göre partiler listelerine neden dağ yöresinden bir ismi almadı? Benim hatırladığım kadarıyla her dönem Parlamento’da dağ yöresinden en az bir tane temsilci olurdu. Bu ilgisizliği neye bağlıyorsunuz; neden kesip attılar?
Herhalde bizim oylarımızı çantada keklik görüyorlar. Çünkü 2007 yılında da bu böyle oldu. Tabi biz bunun için bir şey diyemeyiz; ama bunun tepkisini sandıkta göstereceğiz. Orada belli olacak tepki.
- Nasıl bir tepki olabilir, nasıl karşılık vermeyi düşünüyorsunuz?
Biz bir hareketin içinde değiliz; ama bize tabandan ve yöre insanından ulaşan tepkiler ve bilgiler var. Dağ yöresi adaylarından birinci sıraya, ikinci sıraya koyan siyasi partiler var. Bunlara bir eğilim olabileceği, yönelim olabileceği gibi durumlar geliyor bize. Tabii ki bunların barajı aşma şansı belki yok; Meclis’e girme şansları yok. Ama en azından dağ yöresine değer verdikleri için, birinci ve ikinci sıralara bizim adaylarımızdan koydukları için böyle bir eğilimin olabileceği işaretini biz alıyoruz üyelerimizden. Ama tabi organize bir tepkimiz yok.
‘13 HAZİRAN SABAHI SÜRPRİZ OLABİLİR’
- Güçlü bir oy kayması olabilir mi?
Olabilir diye tahmin ediyoruz. Tam bir oran veremeyiz belki ama eğer bize gelen tepkiler sandıka da yansırsa 13 Haziran sabahı sürpriz olabilir. Beklentilerin dışında sürpriz olabilir.
- Peki şunu da öğrenmek isterim. Tamam, kendi içinizden biri seçilebilecek yerde değil belki; ama seçilecek diğer milletvekillerinin dağ yöresiyle ilgilenmeyeceği konusunda güçlü bir duygunuz, böyle bir kanaatiniz mi var?
Yok, asla öyle bir kanaatimiz yok. Netice itibariyle kim olursa olsun dediğimiz gibi bizim vekilimiz. Dağ yöresiyle ilgilenmiyoruz diyeceklerini de tahmin etmiyoruz ama…
‘BİZİM SİYASETTEN BEKLENTİMİZ DAHA FAZLA’
- Örneğin başta AK Parti olmak üzere partiler dağ yöresini ziyaret ediyor sık sık. AK Parti İl Başkanı Sedat Yalçın “sizin temsilciniz artık biziz” diye açıklamalar yapıyor. BU yaklaşım sizin için tatmin edici mi?
Değil. Neden değil, ona da gelelim. Şimdi listelere baktığınızda özellikle iktidar partisinde listelerin çoğunun Ankara’yı öğrenmesi, bürokrasiyi öğrenmesi, bürokratları tanıması için geçecek zaman 2 senedir. Zaten yarı dönem geçmiş olacak. İki seneden sonra bizimle bağı nasıl olacak, irtibatı nasıl olacak, ulaşılabilecek mi? Ulaşılırsa sorunların çözümünde bir etkisi olacak mı? Bunlar için tabii ki bir şey söylemek için erken ama bizim kaygılarımız bu yönde.
Yöreyi tanıyacaklar, Ankara’yı tanıyacak; tanımak da yetmiyor Ankara’da söz geçirebilecek. Geçen dönem malumunuz 9 milletvekili, 1 bakan vardı. O bakan hepsinin performansından daha fazla çalışıyordu. E şimdi gene bir bakanımız var. Bunlara siyasette en çok ihtiyacımız olan bizim yöre. Belki Yenişehir’de, Orhangazi’de, Gemlik’te bu kadar sıkıntı olmadığından, bu kadar ihtiyaç da yok.
Belki gelir durumu iyi olanlar, işi iyi olanlar, göç ve işsizlik sıkıntısı çekmeyenler seçimle çok fazla da ilgilenmeyebilirler; çünkü kim gelirse gelsin onlar bir şekilde işlerini güçlerini devam ettiriyorlar. Ama bizim orada öyle değil. Siyaset ve seçim çok ön plana çıkıyor; çünkü beklentiler burada. Devletin atacağı bir adımla çözüm bulunacak. İşte yol tamamen biterse, tarım ve hayvancılıkta teşvik olursa, turizm alanında bir teşvik olursa yöre bir nefes alacak; sorunların çözümüne birazcık da olsa bir neşter atılmış olacak. Dolayısıyla bizim yöremizin daha fazla siyasetten beklentisi var.
‘3 MİLLETVEKİLİ ÇIKARABİLECEK POTANSİYELİMİZ VAR’
- Dağ yöresinin seçimi etkileyebilecek potansiyeli nedir? Birçok kişi bu iddialı sözlerinizden sonra merak edecektir. Şu andaki dağ yöresinin potansiyel seçmen sayısı ne kadar? Dağ yöresi seçmeninin yanı sıra Bursa’da yaşayıp da ortak tavır sergileyebilecek ne kadarlık bir seçmen kitlesi var?
Dağ yöresi dediğimiz zaman sadece dört dağ ilçesi ve köylerini algılamamak gerekiyor. Neticede onun en az 4 katı kadar Bursa’da yaşayan seçmen kitlesi var. Dolayısıyla hem dağ yöresinde hem Bursa merkezde yaşayan ve oy kullanabilecek yetişkin sayımız 3 tane milletvekili çıkarabilecek bir potansiyele sahip. Yani sadece bir yere eğildiklerinde, o koordinasyon olduğu takdirde 3 vekil gönderebilme potansiyeli var.
Tabii burada biz bir de özeleştiri yapmak lazım. Biz “B Planı”nı hiç düşünmedik. Yani bir bağımsız adayı hiç planlamadık; çünkü bu kadar büyük bir sürpriz, bu kadar büyük bir şok beklemiyorduk. Bugün bağımsız aday çıkarsaydık, bize gelen tepkilerden de görüyoruz ki çok rahat bağımsız bir adayı Ankara’ya yollayabilirmişiz.
‘BİLSEYDİK MUTLAKA BAĞIMSIZ ADAY ÇIKARIRDIK’
- Yani diyorsunuz ki “Partiler seçilebilecek yerden bir temsilcimizi listelerine koymayacaklarını bilseydik mutlaka bağımsız bir aday çıkartırdık. Bunu gündemimize alırdık.”
Birden fazla bile çıkartabilirdik de… Şu anki tepkilere baktığımız zaman gönderebileceğimizi çok rahat görüyoruz. Çok rahat bağımsız bir adayımız vekil olabilirmiş…
TÜİK’in verilerine göre sadece Osmangazi’de dağ yöresinde doğmuş, kütüğü orada olan, annesi babası oralı, soyu dağ yöresi olan 211 bin seçmenimiz var.
‘YENİ HEDEFİMİZ YEREL SEÇİMLER ve 2015 GENEL SEÇİMİ’
- Peki bu seçmen kitlesini göz önüne aldığınızda 12 Haziran’da güçlü bir tepki oluşacağını düşünüyor musunuz? Özel bir çalışma yapacak mısınız bununla ilgili?
Hayır, yapmayacağız. Biz o çalışmayı 11 Nisan’da listeler açıklandıktan sonra 13 Nisan’da bütün dağ yöresinin dinamiklerini toplayarak yaptık. Belediye başkanlarını, ilçe başkanlarını, bütün siyasi partilerin ilçe başkanlarını, muhtarları, köy derneklerini topladık. Orada da ne yapılabileceğini 4-4,5 saat tartıştık. O toplantıda herhangi bir direkt tepki olmaması ön plana çıktı. Onun yerine 2011 seçimleri bizim için bitmiştir. Bundan sonra 2015 seçimleri için, yerel seçimler için neler yapabiliriz onları konuştuk. Ankara’yla ilişkilerin kuvvetlendirilmesi, tabanın bir arada tutulması çalışmaları gibi önlemler düşünüldü; ama asla bir malum bölgelerdeki gibi dağa çıkma, yakma yıkma, tehdit vs gibi şeyler olmamıştır. Bundan önce de olmadı, bundan sonrada olmaz.
‘KIZINCA ÇIKILMAYAN TEK DAĞ BİZİM DAĞIMIZ’
- Şöyle bir sözünüzü duydum: Kızılınca çıkılmayan tek dağ bizim dağımız… Zannediyorum bundan kastettiğiniz sorunlara ilgisizlik.
Hem o hem de bizim yöremizin yapısını siz de iyi bilirsiniz. Biz vatana, millete, bayrağa son derece bağlı bir toplumuz. Ne kadar yokluk içinde olsak da, hizmet gelmemiş olsa da, sorunlarımız dağı aşmış olsa da, bizim bunlara karşı yaklaşımımız asla ve asla birileri gibi, yakarız, yıkarız, savaş açarız, dağa çıkarız gibi tehditlerle olmamıştır. Her zaman biz vatanın yanında olduk. Bu Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan, Çanakkale Savaşı’na kadar bu devletin topraklarının savunmasında sağ duyulu davranmış bir milletiz; Yörük ve Türkmenler olarak bu devletin asli unsurlarıyız.
- Dağ yöresi Osmanlı’nın ilk göçlerinin de yerleştiği bir bölge…
Tabii Bursa’nın fethinden önce ilk 700 çadırla gelinen ve ondan sonra Bursa’nın fethedildiği ve onların mirasını taşıyan torunları olarak biz her zaman önce devletimize bağlılığımızı gösteririz. Bizim sorunlarımızın çözümü olmasa da biz bunun tepkisini hiçbir şekilde dağlara çıkarak göstermeyiz.
‘ANKARA’DAKİLER DAĞ İLÇELERİNİ GÖRMÜYOR’
- Peki 8-9 yıldır iktidarda olan bir parti var. Dağ yöresinin sorunları da belli. Şöyle ters açıdan bir soru sorayım size; bu 8-9 yıllık süreç içerisinde AK Parti iktidarının üretmiş olduğu politikaları bölge için yeterli ve tatmin edici buldunuz mu?
Yöre olarak baktığımızda “hiçbir şey yapılmadı” dersek yalan olur. Şimdi yolumuz 2002 senesine göre oldukça iyi; ama eksikleri var, özellikle de Doğancı Barajı’yla Bursa arası. Bunlar mutlaka ve mutlaka çözülmeli. Bunun yanında tabii ki birkaç tane yatırım oldu; hastaneler, kapalı spor salonları. Bunlar için iktidar partisine ve onların vekillerine buradan teşekkür ediyoruz. Özetle bir şey yapılmadı diyemeyiz, ama yeterli değil.
Hala orada kanama ve kan kaybı devam ediyor. Hala insanlar, özellikle gençler orada durmuyor. Yerinde istihdam edilebilmesi için her zaman altını çizdiğimiz gibi yöre kalkınmada öncelikli bölge kapsamına alınmalı. Ankara’dan bakan Bursa’ya Türkiye’nin 4. büyük şehiri, ihracatta üçüncü, vergide ikinci, gelirde şu kadar diye bir hesap yapıp bakıyor. Bizim 4 dağ ilçesini 850 ilçe arasında birinin 600- 700 birinin 750’lerde olduğunu görmüyor ya da görmek istemiyor. Bizim sıkıntımız 4 dağ ilçesine özel birtakım çözümlerin üretilmemesi. Birçok köyde artık 60 yaşındakine genç deniyor. İnsan kalmadı. 20 yıl sonra kimse kalmayacak, topraklar boşalacak. Tabii insan malsız olur, ama mal insansız olmaz. Oraları boşalttığınız zaman gelir birileri doldurur; dolayısıyla da büyük sıkıntılar yaşanır diye düşünüyoruz. Güneydoğu’daki Doğu’daki sıkıntıların benzeri olabilir. Boş kalan yerlerde bir bakmışsınız burnumuzun dibine kadar gelecekleri de buradan hissediyoruz.
‘DAĞ İLÇELERİNİN HİÇBİRİNDE ARITMA YOK’
- Vaat edilip de bu süre içerisinde yapılmayan, iz bırakan bir proje oldu mu?
Öyle vaat edilip de yapılmayan yok. Hastanedir, kapalı spor salonudur bunlarla ilgili sözler hemen hemen tutuldu. Ama daha büyük olanlar bitmedi. Yol sorunu, arıtma tesisleri, onların da projeleri falan çizildi ama bitmedi. O da çok önemli konu; çünkü Bursa’nın içtiği su malumunuz dağdan geliyor. Nilüfer Barajı ve Doğancı Barajı’ndan geliyor. Kocasu vasıtasıyla şu anda Çınarcık Barajı’na dökülüyor. Çınarcık Barajı da yine buraya geliyor. Nilüfer deresini besleyen sular da yine dağdan geliyor. Ama bunlarda arıtma yok. Yakın çevresinde siz tarım yaptırmıyorsunuz, ilaç kullandırmıyorsunuz ama derenin aktığı su afedersiniz foseptikle geliyor oraya. Dolayısıyla buradaki arıtma çok önemli, ilçelerin hiçbirinde arıtma yok.
Özellikle şehir şebekesinden gelen atık su için projelendirme yapıldığını duyuyoruz. Belediye başkanlarım bir an önce hayata geçirmeli.
‘BİRKAÇ GÖLET VAR, ONLAR DA SEYİRLİK GÖLET GİBİ’
Diğer bir konu yarım kalan su göletleri. Birkaç tane gölet var, sulama kanalı var; seyirlik gölet gibi duruyor. Birkaç tanesine başlanmış, 10-15 sene olmuş bir adım ileri gidilmemiş. Dolayısıyla bunlar olmayınca, sulu tarım yapamıyor; bağı bahçesi boş duruyor. Bu sefer göç ediyor. Sonra Bursa’ya geliyor çok ağır şartlarda işçilikle, asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Halbuki orada altın değerinde arsalar, bomboş tarlalar duruyor. Bunlar acilen yörede yapılması gerektiğine inandığımız ve çözüm beklediğimiz konular.
‘KISA VADELİ HEDEFİMİZ YEREL SEÇİMLER’
- Şimdi sizi temsil eden bir kişinin Parlamento’ya giremeyeceğini düşünüyorsunuz. Kırgınlık var. Muhtemelen yöre insanlarıyla da, akil adamlarıyla da konuşuyorsunuz, tartışıyorsunuz. Önümüzdeki dönemde, siyasette yörenin varlığını gösterebilmek için neler yapmayı planlıyorsunuz? Öneriler de geliyordur size, ne planlıyorsunuz; nasıl ağırlığınızı koymayı düşünüyorsunuz?
Bizim kısa vadedeki hedefimiz tamamen yerel seçimler. Yerel seçimlerde dağ yöresinin temsil edilebilmesi için şimdiden çalışmalara başlayacağız. Seçimden sonra biliyorsunuz bütün partilerde muhtemelen ilçe kongreleri ve il kongreleri yapılacak. Buralarda mümkün olduğu kadar dağ yöresi temsilcilerinin yer almasını sağlamak istiyoruz.
Bizim yörede siyasetten biraz uzak kalınır. Siyasetten korkmamaları gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz. Eğer hizmet almak isteniyorsa, söz sahibi olmak gerektiğini, yöneten olmak isteniyorsa da buralara bir şekilde nüfus edilmesi gerektiğini biz her toplantımızda söylüyoruz.
Diğer bir hedefimiz de tabii ki Ankara’daki karar vericilerle Meclis’teki siyasi partilerle daha iyi ilişkiler içinde olmayı planlıyoruz.
‘LİSTELER BURSA’YI TEMSİL ETMİYOR’
- Peki partilerin özellikle AKP, CHP ve MHP’nin listelerini incelediniz zaman Bursa’yı temsil ettiğini düşünüyor musunuz?
Aslına bakarsanız onu da düşünmüyoruz. Listeler açıklandıktan sonra bir beyanatımız olmuştu; orada da aynı şeyi söylemiştik. Yani bırakın dağ yöresinden adayı, birçok adayın Bursalı dahi olmadığını görüyoruz. Bırakın Bursa’yı temsil etmeyi Bursa’da yaşamıyor. Bursalı belki; işte anne baba Bursalı ama çok uzun yıllardır Ankara’da, şehir dışında yaşayan insanların gelip listelerde seçilebilecek yerlere girdiğini bütün kamuoyu gibi biz de gördük. Tabii bu da Ankara’dan bakışın Bursa’ya çok farklı olduğunu gösteriyor. Yani buranın demokratik yapısı, nüfus yapısı, kültürel yapısı, temsil edilmesi gereken değerlerin pek de göz önüne alınmadığını gösteriyor. Açıkçası listelere baktığımızda itaat listesi gibi görünüyor…
- Bütün partiler için söylüyorsunuz bunu…
Evet.
‘BİR DAHA AYNI POZİSYONA DÜŞMEYECEĞİZ’
- Genel olarak sormak istediklerim bunlardı. Eksik bıraktığımız bir konu kaldı mı?
Genel olarak her şeye değindik. Yöremizin daha fazla bir arada durması gerekiyor. İnsanımızın, üyelerimizin, yöre insanının bundan sonra en azından bizim öncülüğümüzde, yörenin önde gelenlerinin öncülüğünde çok basit bir hareketle, basit bir tüyoyla aynı yöne kanalize olması için büyük çalışmalar gerçekleştireceğiz. Özellikle Dağ-Der Kültür Merkezi’ne taşındıktan sonra bir mesajla 40-50 bin kişiyi bir yere yönlendirme çalışmaları içinde olacağız ki tekrar aynı pozisyona düşmeyelim.
- Yeni bir yer merkez yapıyorsunuz. İsterseniz biraz bilgi verin okuyucularımıza…
Restorasyonunu yaptığımız Dağ-Der Kültür Merkezi yaklaşık 150 yıllık bir sivil mimari örneği, tescilli bir bina. İnşallah temmuz ayı gibi açılışını yapmak istiyoruz. Burada kültürümüzü yaşatacağız. Adından da belli kültür merkezi. Yöresel tatlarımızı burada Bursa halkına, dağ yöresine, yerli yabancı turistlere sunma imkanı bulacağız. Artı burada bir de ufak da olsa dağ yöresi müzesi yapacağız. El sanatlarını, yörenin kültürünü anlatan öğeleri burada barındıracağız. Bahçesiyle, iç yapısıyla gerçekten Bursa’ya değerli bir mekan katmayı umuyoruz. Burada da Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Recep Altepe’ye de çok teşekkür ediyoruz; gerçekten büyük katkıları oldu.
- Bir de dernekler içerisinde gözlemleyebildiğim kadarıyla iletişim konusunda sosyal ağları, facebook gibi toplulukları en iyi kullanan derneklerden bir tanesisiniz değil mi?
Evet, öyle…
‘SİYASETİ ARTIK FACEBOOK, MSN, MAİLLER ARACILIĞIYLA YAPIYORUZ’
- Bu, iletişim kurmanızda çok etkili bir yöntem gördüğüm kadarıyla.
Bunu da şuna bağlıyoruz: Bizim siyasilere ihtiyacımız fazla olduğu için bu mecraları ihtiyacı olmayan kesimlere göre daha iyi kullanıyoruz. Bizde siyaset kahvede yapılır, işyerinde yapılır. Şimdi onların yerine facebook, MSN, mailler yoluyla yapılıyor. Dağ yöresi insanı gerçekten sosyal paylaşım sitelerini iyi kullanıyor. Buradan sesini, tepkisini bir şekilde milyonlara duyurma imkanı buluyor. Bu da herhalde bizim yöremizin o güdüleri tam olarak da karşılanmadığından diye düşünüyoruz. İnşallah bizim de sosyoekonomik yapımız çok ileri düzeye geldiği zaman bunlar da bir azalma olur diye düşünüyoruz.
- Söyleşi için teşekkür ediyorum…
Biz teşekkür ediyoruz, sağ olun…
Benzer yazılar:
- Dağ Yöresi sandığı salla(ya)maz! Mustafa Gültekin / Meydan Gazetesi “Bu kesin ifade de nerden...
- 2. Dağ Yöresi Kültür Şöleni Dağ-Der tarafından bu yıl 2.si düzenlenecek olan 2. Dağ Yöresi...
- Dağ yöresi yeni bir fitili ateşleyebilir! Özcan Yazıcı / Bursaport.Com Dağ-Der Başkanı Erkan Aydın’ın Bursaport.com’a yaptığı...
- İşte “dağ yöresi”nin aday adayları Türkan Genç / Bursa Hayat Gazetesi Bursa’nın etkin sivil toplum...
- Dağ Yöresi İktidarın Yüz Akı Olmaya Devam Ediyor 12 Haziran 2011 Genel Seçimlerinden çıkardığımız sonuç: Seçim sürecinde yöremizden...
3 yorum
Selim diyor ki:
17:24 de 03 Haziran 2011 (UTC 2)
Başkanım siz elinizden geleni yaptınız size yüklenmeleri hiçte adilane değil sizi seviyoreuz
dağlı diyor ki:
17:25 de 03 Haziran 2011 (UTC 2)
dağderin hataları olmuş olabilir ama erkan aydın müthiş işler yapıyor
kerim bilgi diyor ki:
17:28 de 03 Haziran 2011 (UTC 2)
“Dağ yöresi dediğimiz zaman sadece dört dağ ilçesi ve köylerini algılamamak gerekiyor. Neticede onun en az 4 katı kadar Bursa’da yaşayan seçmen kitlesi var. Dolayısıyla hem dağ yöresinde hem Bursa merkezde yaşayan ve oy kullanabilecek yetişkin sayımız 3 tane milletvekili çıkarabilecek bir potansiyele sahip. ”
o zaman nerde sorun niye çıkaramıyoruzzz