Çok yakın geçmişimizde 2006’nın bahar aylarında yayın hayatına başlayan Dağ Postası ve Ocak 2005’ten itibaren yayın yapan Dağ Haber olmak üzere iki gazetemiz vardı. İkisinde de İlhami Yıldız’ın katkısı büyük. İkisi de kimi hatalardan kimi yanlışlardan ve ilgisizlikten dolayı tarihteki gazeteler arasında yerlerini aldılar.
Şimdilerde ise Keles Güncel ve DağSes bu boşluğu dolduruyor. Daha da geçmişe gidersek 1960 ve 1970’li yıllarda Keles’te iki gazetenin daha olduğunu görüyoruz. Birisi İsmail Ekmekçi’nin Keles gazetesi diğeri ise ona rakip olarak İsmail Saydam ve İsmet Keskin’in birlikte kurdukları Öz Keles gazetesi.
Dağ Haber ve Dağ Postası’nı çok iyi hatırlıyorum. Bizim Ünidağ’dan haberler o gazetelerle başladı. Ünidağlı arkadaşlarımız o gazetelerde yazılar yazdılar. Hepsi iyi yürekli candan samimi diyaloglarını bu gazeteler sayesinde duyurdular.
Dağ-Der yönetim olarak bugünkü gibi etkin değilken bu gazeteler Dağ-Der’in itibarını kurtardı. Ahmet Zekai Yıldız bu gazetelerde öykülerini paylaştı. Geçmişimizi onlarda yad ettik.
Dağ Postası ilk sayısında “Biz Yöremiz İçin Varız” diyordu. Gazeteci İhsan Aydın yapılamayanları yapmak için cesurca adım attıklarını belirtiyordu. Bu iş cesurca adımdan öte bir şey aslında.
Öte yandan DağSes’in bugünkü misyonu ve gazetenin mutfağındaki yürekli insanların yaptığı iş küçük görülemez.
Ali Kahrıman’ın haberci yazarlığına, Yüksel Esen’in kültür abidesi duruşuna eyvallah. İlknur Kuyu’nun sağlıklı yazılarına maşallah… Bir de Avukat Onur Seyrek var hukuki bilgisinden yararlanmamak olmaz maazallah.
Hadi Özcan Ekmekçi de yazsın haberci geçmişiyle, mutlu mutlu yazılarıyla.
Gülden Anbarcıoğlu var bir de. Mesela son yazısı çok hoşuma gitti Gülden’in… Başlığı şu: “Ayrık Otu ile Mücadele” yazının başında şöyle diyor: “Aslında ayrık otu da çim bitkilerindendir. Bazı yerlerde özellikle çim amacıyla kullanılıyor. Ama istila ettiği yer tarım arazisi, ya da ev bahçeleri gibi ayrık otunun istenmediği yerler olunca, o zaman da yabancı ot oluyorlar.”
Sonra bu ot’la mücadele etmenin zor olduğunu, sabır istediğini söylüyor. Tarlayı sürmenin ve bu ot’ları koparmanın önerilmeyeceğini ve “kimyasal” mücadelenin şart olduğunu belirtiyor. Kimyasal deyince Kimyasal savaş geliyor akıllara.. Sonra; Ortadoğu, Mübarek, Kaddafi, Saddam’a kadar uzanan geniş bir coğrafya geliyor.
İşin şeyi çıkıyor affedersiniz. Çivisi yani.
Neyse… Gülden’e teşekkür ediyorum; güzel mücadeleci yazısı için. Dağses gönlümüzün en nadide köşesinde duruyor. 100’ü aşkın köşe yazısı yazdım orada.
Tabi ben orada yazmayınca yukarıda ismi geçen esaslı dostların e’si olamayacak karışık bir şahıs yazmaya başladı.
Sağa sola, dağa, bostana, pancara, pırasaya, çeşitli benzetmelerle yazılar yazmaya başladı.
Ben onu bir şeye benzetemiyorum ne yazık ki. Yukarıdaki örnekten dolayı bazılarınız ayrık otuna benzetebilir. Saygı duyuyorum.
Okurla kavga edercesine yazı yazarak ya da gazeteye düşman kazanarak bir yere varılmaz.
Tavır koyduğumuz adamların da bir ciddiyeti olmalı.
Hem aynı gemide yolculuk yapıyoruz. Aynı ufukta batıyor güneşimiz. Aynı umudun ekmeğini banıyoruz pişmiş aşa. Senin gibi pişmiş aşa su katma meraklısı değiliz.
Umarım DAĞSES geçmişteki dağ’lı gazeteler arasındaki yerini almaz. Çünkü onlara ihtiyacımız var.
Timur Selçuk’tan dinleyiniz iyi gelir:
Sağcıyla sağcı, solcuyla solcu
çevir kazı yanmasın çevir de çevir
çevir kazı yanmasın devir bu devir
herkesi uyutalım yazar olalım
vatan millet üstüne nutuk atalım
bir parti kuralım da üye olalım
hiçbir şey olmasak da bakan olalım…
Mustafa’nın sitemi…
Mustafa deyince çok kişi üzerine alınıyor. Birçok Mustafa var. Sitem eden ise Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’nda görevli. Memuriyetini zora sokacak bir sitemi yok. Devlet Baba’dan oldukça memnun.
Geçen ki yazımda izinde uğradığımız yerlerden örnekler vermiştim. Mustafa’nın evinde de konakladık. Konaklamadan önce Balibey Han’da çay içtik. Özer Güleç’in ve Dağdibi Derneği Başkanı Mehmet Yavaş’ın Yatık Yapım Evi’nden geçtik. Rahmetli olan Deliceli Galip Usta’nın Otantik Giyim Evi’ne hüzünle baktık. Sonra Dağ-Der Kültür Merkezi’nin önünden geçerek. O muhteşem yapıya dualar ederek, saygı duyduk emeği geçenlere. Dursunbeyli Ramazanla folklorlu sohbetleri ve Küçük Oyun ile Büyük Oyunumuzu Ali İzzet Atar’la Mustafa’nın evinde icra ettik.
Sitem etmekte haklı. “Bunları da yazsaydın ya” diyor. Kültür nerede ise orada olmaya çalıştık. Birçok şeyi de yazamıyoruz. Onlar da bizde kalsın…
Yeni umudumuz Züleyha Hoca
Züleyha Avşar… Bu ismi ilk duyduğumda tanıdık gelmedi. “Uzaklardandır” dedim. Ama pek yakınımızdan çıktı. Sevindim. O da yöre sevdalılarından. Keles’in Issızören köyünden. Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğretim görevlisi. Bir çalışma nedeniyle herkese ulaşmak, herkesi bilgilendirmek istiyor. Uludağ Üniversitesi ile Büyükşehir Belediyesi bir protokol imzalamış. Protokole göre de bir çalışma ortaya çıkarılacak. Çalışmanın adı: “Bursa ilinde doğa yürüyüşü parkurlarının belirlenmesi”
Züleyha Hoca Keles-Orhaneli-Harmancık-Büyükorhan ilçelerindeki doğa yürüyüş parkurlarının belirlenmesinden sorumlu. Kendisi de uzun yıllar dağcılıkla uğraşmış. Dolayısıyla Uludağ-Kocayayla ve köylerimizdeki parkurları iyi biliyor.
Çalışmanın turizm için çabalayan yöremiz adına umut vaat ettiğini herhalde herkes anlayabilir.
Züleyha Hoca’nın isteği sizlerin de aklında olan bir gezi güzergahı, ilginç doğal anıtlar, kalıntılar, dağ-tepe vb. kiraz-çilek bahçeleri gibi ilgi çekebilecek bir yer olursa kendisine yardımcı olmanız. E-posta adresi: zuleyhaavsar@gmail.com
Bektaş’ın istifası…
Keles Belediye Başkanı Mustafa Bektaş milletvekilliği aday adaylığı için görevinden istifa etti. Umarım hayırlı bir karar olur. Öğrendiğimize göre şansı yüksek…
Tabi herkes milletvekili olmak için aday adayı olmuyor. Farklı amaçlar var. Bektaş ise ilk 11’e girebilecek güçlü bir aday… Temennimiz önemli maçta yedek kalmaması ve milletvekili olduğu takdirde başarısını sürdürmesi…
Benzer yazılar: bulunamadı.
1 yorum
Anonim diyor ki:
00:45 de 16 Mart 2011 (UTC 2)
hocaa kim bu ayrık oyu :))))))))))