Yolculuğumuz bu kez Bursa’nın güneyine, yayla turizmine elverişli bölgelere. Baraklı’dan Gököz’e, oradan da Maremşah Yaylası ve her yıl yaklaşık ikiyüz bin kişiyi misafir eden Kocayayla’ya…
Saat sabahın altısı…
Yola çıkmak üzere gereken malzemeleri çantama yerleştirirken içimde bir garip kıpırtı…
Bu kez Uludağ’ın diğer tarafına yolculuk… Güneyine… Doğal güzelliklerini koruyabilmiş nadir yerlerden biri olan Keles’e gidiyoruz.
‘Doğa’cı dostlarla buluşma noktamız Orhaneli Kavşağı… Buluşup, sabah çayı eşliğinde günün planını yaptıktan sonra, düşüyoruz yollara…
Doğancı Barajı’nın en güzel fotoğrafını çekebilmek için bir nokta seçip, tırmanıyoruz tepelere… Buradan bakınca baraj gölü muhteşem görünüyor… Kar sularının erimesiyle su yükselmiş, neredeyse ağaçların seviyesinde. Baraj manzarasından birkaç kare alıp bakışlarımın yönünü değiştirince tabiat ananın her bahar yaptığı sürprizle burun buruna geliyorum. Papatyalar, sarıçiğdemler, ballıbabalar ve adını sayamadığım çiçek motifleriyle süslü, capcanlı muhteşem bir halı uzanıyor ayaklarımın altına… Kare kare kaydediyorum sanki gelecek mevsimde yine sere serpe kendini göstermeyecekmiş gibi… Aklımda her anın ancak yakalandığında özel olabildiği gerçeği…
BARAKLI’YA DOĞRU…
Yola devam… İkinci durak Baraklı Göleti. Bursa-Keles karayolunun yaklaşık 50. kilometresinde, Baraklı Köyü’ne ait tarla ve bahçelerin sulanması amacıyla yapılmış bu gölet. Fakat zaman içinde doğaseverlerin ve balıkçıların da uğrak yeri olmuş. Haziran ayından itibaren hafta sonları kampçılar burada.
Göletin Uludağ yansıması müthiş… Etrafta tarlalar, çilek bahçeleri ve tek tük evler var. Mayıs ayından temmuz sonuna kadar çam ve çilek kokuları arasında kamp yapılabilir. Gölette alabalık ve aynalı sazan yetiştirmek için bir takım girişimler olmuş ama başarısızlıkla sonuçlanmış. Fakat süs balığına meraklıysanız, kırmızılarından görebilirsiniz.
Gölden Uludağ yansıması fotoğraflarını da arşivimize ekledikten sonra üçüncü durak Gököz’e doğru ilerliyoruz.
GÖKÖZ’E YANSIYAN KARLI ZİRVELER
Burası Bursa-Keles karayolunun 54. km’sinde 124 nüfuslu, küçücük bir yörük-manav köyü. Yöredeki halk buraya ‘Gövez’ diyor. Müzeyyen Senar’ın büyüdüğü söylenilen bu köyde, zamanında sanatçının dayısı yaşıyormuş ve Senar onun yanında yetişmiş.
Hemen yakındaki 1000 rakımlı Maremşah Yaylası’nda yine bir sulama göleti var. Uludağ’ın karlı zirvelerini en güzel gören yerlerden biri olan bu gölet, sazan balığı açısından da zengin olduğundan amatör balıkçılık için oldukça elverişli. Ayrıca, Maremşah Yaylası Bursa’da yayla turizminin gelecekteki önemli merkezlerinden biri olmaya aday gibi duruyor.
Minik beyaz çiçeklerle bezenmiş geniş bir çim alanla çevrelenen göletin kıyısında mola verip çaylarımızı yudumlarken, Gököz Köyü’nden yaşlıca bir teyze yanımıza geliyor. ‘Hoş geldiniz’ diyor… Kısa bir sohbetten sonra, tarlaya giderken yanına aldığı gözlemelerinden ikram ediyor bize… Hatta ikram etmekle kalmıyor -bakıyor kalabalığız- azığının tamamını ısrarla bize bırakıyor… ‘Bizim insanımız bu işte’ diyorum… Kentlerdeki yabancılaşmanın ve bencilliğin doruğunda bir yaşam sürmenin tam tersini gösteren dersimi bir kez daha alarak. Arkadaşlarla gülüşüyoruz… Bir yandan da gözlemeleri de afiyetle indiriyoruz mideye…
NİHAYET KOCAYAYLA…
Etrafı karaçamlarla örtülü, yaklaşık 400 bin metrekarelik koca bir yayla… Deniz seviyesinden yaklaşık 1200 metre yükseklikteki bu yayla Bursa’nın en önemli mesire yerlerinden biri… Neredeyse çocukluğumdan beri gelmemiştim… Windows masaüstü görüntüsüne benzeyen manzaraları barındıran yaylada, mis gibi havayı ciğerlerimize depolayıp, yıldız çiçekleriyle bezenmiş yemyeşil çimenler üzerinde yorgunluk attıktan sonra dönüşe geçiyoruz yavaş yavaş… Elimizden gelen bu kadar, ‘an’ı yakalamak. Geride akıllarda şu soru kalıyor:
Peki o an’ın bir parçası olabildik mi?
Benzer yazılar:
- Keles Gezi Rehberi-Ayhan Çaçu KELES GEZİ REHBERİ Keles ilçesi tarihi, kültürel ve doğal pek...


Son Yorumlar