Uludağ Üniversitesi Rektörü Mete Cengiz’le söyleşi… GüneyBursa Dergisi Şubat 2011
“Davut Atış – Serkan Basar’ın katkılarıyla…”
Eylül 2008’di… Prof. Dr. Medet Mete Cengiz Uludağ Üniversitesi Rektörü olmuştu. Belki de ilk söyleşisini bizimle gerçekleştirdi. Şimdiye kadar yayımlama imkânımız olmasına rağmen yayımlamadığımız o söyleşiden bahsedeceğim. “Rektör Umut Verdi” adlı yazımda bahsettiklerimizin şimdilerde gerçekleşiyor olması doğrusu sevindirdi beni. Çünkü gerçekten umut vermişti ve 2011’in ilk aylarında yani 2 yıl sonra bunları teyit etmek gerçekten çok güzel. Şöyle başlıyordu o yazı: “Telefonun diğer ucundaki ses kendinden emindi: “Buyurun benim Mete Cengiz…” “Hayırlı olsun hocam rektörlüğünüz,” dedim. Kendimi tanıttım. “Bizim bir dergimiz var: Kozalak isminde sizinle söyleşi yapmak istiyoruz. Dağ Yöresi üniversitelileri yani Ünidağ olarak” diye ekledim. “Evet, biliyorum, duydum sizi” demesi şaşırttı. Ve ardından: “ilk olarak sizin o tarafa geleceğim, okulların çok eksiği var…”

Editörlüğünü yaptığım Kozalak Kültür Dergisi bugün olmasa da anılarda, gazetelerde bir yerlerde yaşıyor en azından o birikimle gelen arkadaşlar bir yerlerde yazıyor. Ve dergimiz GüneyBursa’ya katkılarını sunuyor.
Arkadaşlarım Serkan Basar ve Davut Atış ile gittik rektörlüğe… Rektörümüz Prof. Dr. Mete Cengiz okuluna yeni başlayan ve henüz sırasına alışamayan minik öğrencilerin heyecanıyla karşıladı bizi. Uludağ Üniversitesi en bereketli günlerinden birini yaşıyor. Bulutlar üzerimizde ama kara değil. En temizinden şıkır şıkır dolu iniyor üzerimize. Yağmur desek oluk oluk yol kenarlarından birikip gidiyor… Zaten dememiş miydi şair: “Bursa demek Yeşil demek, su demek” diye… Biz Bursa’nın kültür sembolü Yeşil semtini ve türbesini suyu ile birleştiremesek de Mete Cengiz’i bulmayı başardık… Sizler için, öğrenci arkadaşlar için sorduk. Doğrusu yeni rektörü de çok sevdik… Ancak şimdi o aramızda yok. Yendi dediğimiz kanser hastalığı onu öğrencilerinden, şifa dağıtacağı hastalarından ve sevdiklerinden ayırdı.
Anılarımızın en güzel yerinde sakladığımız o söyleşimizi GüneyBursa okuyucularıyla paylaşıyorum.

Sayın Hocam öncelikle Rektörlüğünüz hayırlı olsun. Sizlere Dağ Yöresi’nin samimiyetini, sıcaklığını ve selamını getirdik. Konumumuz gereği sizinle gençliği, üniversiteyi, eğitimi ve Bursa’yı konuşmak istiyoruz.
Niçin Rektör olmak istediniz? Öğretim üyesi iken üniversite gördüğünüz eksiklikler nelerdi?
Orhaneli ve Harmancık ilçelerini ziyaret ettiğimde bahsettiğiniz sıcaklığı ve misafirperverliğin en güzelini oralarda tattım. Sizlerin yani Dağ-Der’in, Ünidağ’ın değerli temsilcileri aracılığı ile yöreye selamlarımı iletmek istiyorum. Onlarla güzel işlere imza atacağımı düşünüyorum.
Öğrenciler üniversitelerindeki yöneticilerine ulaşamamaktan yakınıyorlar. Rektörlerin bir derebeyi gibi duvarlar arkasında kalmasını istemiyorlar. Sizinde ulaşılabilen bir Rektör olma konusunda vaadiniz var. Bu konudaki çalışmalarınız nelerdir?
Kayıt işlemlerinde öğrenci arkadaşlarınızla tanıştım. Rektör olduğumu belirttim. Beni zaman zaman öğrenci arkadaşlarınızla yemek yerken yani onların sofralarında da görebilirsiniz. Ulaşılabilen rektör olma konusunda ne gerekiyorsa yapacağım. Tabi bu bazen zor olacaktır. Her bir öğrenci ile görüşemeyebilirsiniz ama azami gayreti göstereceğime inanabilirsiniz.
Kişisel dünya görüşünüz ve yaşayış tarzınız ile Rektörlük makamını ayrı tutmayı hedefliyorsunuz. Kendi dünyanızdan örnekler verir misiniz? Mesela hangi müzik türünü dinlersiniz? En basitinden hangi takımlısınız? 
Yönetici üst yönetici olunca toplumun her kesimine hitap etmek durumundasınız. Ben bütün üniversitenin rektörüyüm. Ve bütün öğrencilerimin yörelerine ait müzik türlerini severek dinlerim. Ülkemizin her köşesi çok güzel türkülerle donatılmıştır. Bunun haricinde Türk sanat müziğinden oldukça hoşlanırım.
Tuttuğum takıma gelince bana Bursaspor’un 16 numaralı forması hediye edildi. Bir tarafım Bursaspor bir tarafım ise Beşiktaş.
İşe Harmancık Meslek Yüksekokulu ile başlayacağınızı öğrendik. Ve bu girişiminiz Dağ Yöresi’nde heyecanla karşılandı. Yöreye yönelik başlıca projeleriniz nelerdir?
Harmancık MYO güzel bir altyapı ile hazırlanmış bu vesile ile yardımlarından dolayı Belediye Başkanı Ahmet Tufan Bey’e teşekkürlerimi sunmak isterim. Bu okulda okuyacak öğrencilerimizi şanslı sayabiliriz. Bunun dışında Büyükorhan ilçemize de okul kazandırma çabası içerisindeyiz. Oradaki yöneticilerle ve ilçenin ileri gelenleri ile konuşacağız.
Üniversitedeki öğrenci topluluklarına sağlayacağınız katkılar nelerdir? Toplumla üniversitenin ortak etkinlikler yapmasını özendirici hangi fikirler var aklınızda.
Öğrenci toplulukları çok dinamik oluşumlar. Ülkenin yönetiminde söz sahibi olacak gençleri elbette destekleyeceğiz. Bunun için rektörlük imkânları ile neler yapabileceğimizi oturup planlarız.
Üniversitelerin toplum için yapması gereken araştırmalar var. Toplumu aydınlatma görevi üniversitelere verilmiştir. Tarım, sanat gibi sektörlerin sorunlarının çözümü bilimsel çalışmalarla mümkündür.

Bursa ile Uludağ Üniversitesini ortak projelerde pek fazla göremedik. Bursa’nın Kültür hazinesi olan Dağ yöresi ve Kentin Kültürüne, tarihine yönelik yapılacak çalışmalara önayak olacak mısınız?
Aslında çalışmalar var. Büyükorhan taraflarında arkeoloji bölümümüzün yaptığı kazılar var. Yine gerekli konularda sosyal bilimlerde bölge ile ilgili gerekli araştırmalar yapılacak. Yani hiç yok değil ama bunu biz dağ yöresinde daha da geliştirmeye çalışacağız. Kültür hazinesini ortaya çıkarmamız gerekiyor.
Üniversite’de bir inşaat mühendisliği bölümünün bulunmaması Bursa’daki çarpık kentleşmeyi ne derece etkiler?
İnşaat mühendisliği çarpık kentleşmeyi ne derece önleyebilir tartışılabilecek bir konu. Mühendislik fakültesi dekanı ile yaptığımı görüşmelerde bu bölümü yakın gelecekte açmayı planlıyoruz. Teknik eğitim fakülteleri de benim gündemimde.
Rektör olmanız akademik çalışmanızı sekteye uğratacak mı? Çünkü Rektörlük hatta dekanlık ülkemizde birçok profesörün rahat çalışmasını engelleyecek kadar yorucu bir konum.
Yaşım gereği akademik çalışmalardan doğal olarak biraz sekteye uğradım. Ancak zaman bulabilirsem özlediğim cerrahlık görevimi yerine getirmek ve bazı ameliyatlarda bulunmak isterim. Yönetici olduğunuzda bazı fedakârlıklar yapmanız gerekecektir. Çok sevdiğiniz ve özlediğiniz işleri yapamayabilirsiniz.
Son olarak Bursa için dillendirilen 2. üniversite hakkında görüşleriniz nelerdir?
Üniversite açmak bizim görevimiz değil ama böyle bir girişim olması bizi sevindirir. Girişim olduğunda ise üniversitenin açılması için gereken çabayı görev bilirim ve bu görevi yapacağıma ve gerekli desteği sağlayacağıma söz veririm.
Ayrıca yapılacak çok iş var. Bu işleri yaparken gerekli desteği alacağıma inanıyorum. Ekibimle beraber gerekeni yapacağız. Sizlerin aracılığı ile tüm Bursa kamuoyuna ve okurlarınıza selamlarımı iletiyorum.
Evet, söyleşi böyle gerçekleşmişti… Yapılacak işlerin birçoğunu gerçekleştirdi. 2. Üniversiteye destek oldu… Öğrencilerle samimi etkinliklerde buluştu… Ve duyduk ki hocamız kansere yakalanıp onun da üstesinden gelmiş. Sevgili yazar Ağabeyimiz Ahmet Emin Yılmaz’ın yazısı bu söyleşiyi anımsattı bana… İlk olarak Yüksel Baysal Ağabeyin 1 Temmuz 2010’da rektörümüzün kansere yakalandığı ve izne ayrıldığı yazılmıştı.
29 Ocak 2011 tarihinde aramızdan ayrılarak bizleri üzüntüye boğan ve yöremize sayısız hizmetleri olan Prof. Dr. Mete Cengiz’e Allah’tan rahmet ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Sizi çok sevdik hocam…
Yunus Emre COŞAN
yunusemrecosan@gmail.com
Benzer yazılar:
- Rektör Umut Verdi Telefonun diğer ucundaki ses kendinden emindi: “Buyurun benim Mete Cengiz…”...
2 yorum
suna diyor ki:
09:02 de 24 Şubat 2011 (UTC 2)
güzel bir söyleşi olmuş hocamızın aramızdan ayrılışına çok üzüldük iyi bir insandı
Yunusemre diyor ki:
08:11 de 26 Şubat 2011 (UTC 2)
Suna hanım, birçok öğrencisi seveni dostları elbette üzülüdü. Sonuçta ölüm.
Asıl olan bir bilim kaybı. Üzüntünün şiddeti de bu sebeple artıyor.