Yanmayan Odunlar
Bizim bazı odunlarımız vardır yanmazlar. Bazı sığırlarımız vardır süt vermezler. Bazı kalaslarımız vardır ama yontulmamıştır. Hiçbir halta yaramazlar.
İşe yaramak şöyle dursun faydalarından çok zararları olur.
Bunlar kimi zaman gazeteci ismini alır, kimi zaman sanayici.
Kimi zamanlarda kimliklerini bile açıklamaktan erinirler.
Cinsi belli değildir böylelerinin.
Ama her şeye rağmen nereden çıktıkları bellidir. Mutlaka dağın havasını solumuşlar ve ekmeğini yemişlerdir.
Fırından yeni çıkan pidelerin kokusunu da duymuşlardır.
Gel zaman git zaman su içtikleri çeşmelerin de yüzlerini unutmuşlar, yabancılaşmışlardır.
Unutmak şöyle dursun bir zaman sonra içinden çıktıkları toprakları kötülemeye başlamışlardır.
Böbürlenmeyi yan ceplerine doldurup, büyüklük taslamışlardır. Kendilerini ‘yıldız’ sanmışlardır. Velhasıl had’lerini aşmışlardır.
İş ‘bize dokunmayan yılan bin yaşasın’dan öte bir durum olmuştur. Bursa medyasında yer zapt edip iyi kötü elde edilen kazanımlarımızı eleştirmişler boyları yetmemelerine rağmen boylarından büyük işlere kalkışmışlardır.
Kimi zaman yazdıkları yazılar ‘okunsun’ diye yazılarının yer aldığı sayfa bağlantılarını mail olarak atmışlar ve gazete sayfalarının daha çok tıklanması için çaba(!) sarf etmişlerdir.
Porsuk gibi konuşurken gıdıklarının altı terlemiştir.
Aslında çok şey bilirken bildiklerinin hep kendilerine yararı olmuştur. Bizim yanmayan odunlar yanmadıkları için ne etrafa ışık vermişler ne de ısı vermişler. Odun oldukları için iri cüsseleriyle hep yer tutmuşlar.
Peki, hiç mi faydası olmamış böylelerinin. Olmuş elbette. Sineğin yağını hesapladıkları için Bursa ekonomisini şahlandırmışlar. En ince ayrıntıları yakaladıkları için risksel girişimleri engellemişler. Takım atağa kalkarken onlar kalede beklemişler.
Diyeceğim aydın olmak zor değil, her yer aydın.
Aydınlatamadıktan sonra aydınlığınız size kalsın. Ben dibine ışık vermeye çalışan mum olarak kalacağım.
Siz yanmadıktan sonra da yanmak için çalışanları hep küçük göreceksiniz.
Biz yine de kendimizi fasulye gibi nimetten sayacağız. Varsın bizi yesinler, siz mutlu köşelerinizde çok tirajlı gazetelerinizde köşenizi yazınız.
Bizim Ünidağ…
İş telaşesine başlayalı Ünidağ’ı unutur olduk. Ama onlar kendilerini hep hatırlatıyorlar.
İçim kıpırdıyor. Hafta sonu Orhaneli’de Dağ-Der ile birlikte piknikteydiler.
Dayanışma ve Yardımlaşma pikniğinde onlar eğlenirken aralarında değildik. Düğünler birbirine karışınca pikniği dostlara bıraktık.
Aldığım duyumlara göre keyifliymiş. Geçen yıl Kocayayla’da düzenlediğimiz kamptan ve şenliklerden sonra Ünidağ yine kırlara açıldı.
Fildişi kulelerden seyredenlere inatla. Köy köy gezin sevgili dostlar…
Benzer yazılar:
- İkiyüzlü Keles… İkiyüzlü Keles… Ağustos 2009/Keles Güncel Gazetesi yazısı Bizim Keles… Kimi...
Son Yorumlar