«

»

Oca
07
2012

Keles’ten Bursa’ya Yürümek

Haberi ilk duyup, paylaştığımızda “yok ya Baraklı’dan öte gidemezler” sesleri kulağımızda yankılanıyordu. Haberi ilk duyup, paylaştığımızda “yok ya Baraklı’dan öte gidemezler” sesleri kulağımızda yankılanıyordu. Neymiş efendim o kadar yol yürünür müymüş? Bu bir delilikmiş!
O tarihte şehir dışında bir yerlerde pinekliyor olmasaydım ben de katılacaktım bu deliliğin içine.Farz edelim ki yürünmez, hayali bile güzel değil mi?
Dedelerimizin yürüdüğü yoldan temsili olarak yürümek ve Bursa’nın kurtuluş etkinliklerine katkı sağlamak şimdiye kadar düşünülmemiş güzellikte bir etkinlikti.
Dolayısıyla dağın güneyinden kuzeyine yürüyerek gitmek, yollardaki doğanın bir parçası olmak herkesin de harcı değildi.Bunun için yürekli ve bir o kadar da gözü pek olmak gerekiyordu.Bu yazı aslında sizlere orada olan bir insanın dramatik yanlarını çeltiği çileleri de yansıtabilirdi ama bilirsiniz hep umutlu yanlarını yazmayı severim.
Kelesli milislerin torunları 11 Eylül 1922’de dedelerinin yürüdüğü yollardan Bursa’ya geldiklerinde kim karşılayacakmış, kurtuluş etkinliklerinin neresinde olacağız diye de düşünmediler aslında.
Sonradan çıkan bazı köşe yazarları “vay efendim kimse bu insanları karşılamadı” diye bastılar yaygarayı.Ben hemen hepsiyle görüştüm. Böyle bir niyetlerinin olmadığı hem yüzlerindeki samimiyetten hem de dillerinin söylediğinden anlaşılıyordu.
Hatta bir tanesi “hamam sefası yapıp dönecektik Keles’e” dedi. Doğa ile iç içe ve gönüllerince yaptıkları bu yürüyüş onlara çok da güzel anılar yaşatmış.
Gece konakladıkları Bağlı’daki cami, yakılan kamp ateşi, İdris’in hanındaki fareler, yollarda toplanıp afiyetle yenilen böğürtlenler, durup kana kana içilen çeşmeler, patikalarda ayakkabıların kaldırdığı tozlar…Hepsi anıların en rahat yerinde en tatlı uykularıyla uyumaya başladılar bile.Düğün bayrağı denilen yani direğe sarılmış işlemeli yazmalar Temenyeri ve Gökdere sırtlarında Bursa’yı ne de güzel selamlıyordu.
Binlerce ağaç, bu yürekli insanları önlerinden geçişi sırasında zaten ‘selam dur’da beklemiyor muydu?
Gelelim yazımızın asıl konusuna… Kurtuluş Savaşı ruhuyla Keles’ten Bursa’ya yürürken ortaya çıkan ilginç ve bir o kadar da düşündürücü anlara…
Yürüyenlerin kafile başkanına herhalde Besaş’ın Genel Müdürü Mustafa Bektaş’ı koymalıyız. Zira organizasyon tişörtlerinde, şapkalarında ve kumanyalarda Keles Belediyesi ile birlikte onun katkısı büyük.
Bir diğer ayrıntı ise Mustafa Bektaş’ın işlerindeki titizliğinin buradaki yürüyüşe de yansımış olması. Her bir tişörtte yürüyüş istikametinin krokisi çizilmiş.
Yani Keles’ten başlayan yolculuk sırasıyla Baraklı, Pınarcık, Epçeler, Deliller, Güney Budaklar, Soğukpınar, Bağlı ve Elmaçukuru köylerinden sonra Bursa’nın 89. Kurtuluş şenliklerinde son bulacak şekilde aktarılmış.
Keles Kaymakamı ve Keles Belediye Başkanı da yolculuğun bir bölümüne kadar milislere eşlik etmişler ancak sonraki fotoğraf karelerinde molalarda gözüküyorlar.
Bursa’da 2023 ekibinden Aybars Yılmaz ve Eyüp Uslu’da bu yürüyüşün her anında olarak fotoğraflar çekip internetten aktarımlar yapmayı da ihmal etmediler.
Hatta Eyüp Uslu babası Ekrem Uslu’yu, Aybars Yılmaz da babası Metin Tekin Yılmaz’ı bu kutsal yürüyüşe ikna etmiş. 

Tüm bunların yanında Avukat Niyazi Topçu’nun tanıdığımız tarihsel araştırmacı yazarlığının yanına fotoğrafçı kimliğini de sanırım eklememiz gerekecek.
Yürüyüşte Mustafa Bektaşla birlikte, Niyazi Topçu ve Ahmet Akbey’i de sayarak 3 avukat olduğunu görüyoruz.
İl Genel Meclisi Üyesi Mustafa Özdemir ve Keles’in Eski Belediye Başkanı İbrahim Türkmen, Davut Zeki Akpınar YİBO Okul Müdürü Hüseyin Orhan, Keles Kaymakamlığı yazı işleri müdürü Mithat Yıldırım, Şeref Türkmen Mehmet Nesim gibi isimler de yürüyenlerin kültürel ve akademik yönden de güçlü isimler olduğunu bizlere gösteriyor.
Sosyal Yardımlaşma Vakfı Müdürü Erdinç Oğuz’a ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Bu yazıya konu olan fotoğraflar onun emeği çünkü… Hem yürüdü, hem çekti…
Milislerimizin köylerdeki eski evlere, köy çocuklarına, tarhana serilmiş tarlalara, kedi üzümlerine, saman yüklü kamyonlara, eşeğe binen ihtiyarlara,ayakkabıları çıkarıp toprak üzerine bağdaş kurup oturmaya(yorgunluktan da olabilir), karşı derin bir özlem duydukları fotoğraflarda kendini belli ediyor.
Ayrıca Uludağ’ın güney eteklerinden kaynaklanan buz gibi dere sularında yüz yıkamayalı binlerce yıl geçmiş gibi davranmaları, çam ağaçlarının gölgesinde namazlarını kılmaları, Uludağ’ın çıplak yüzeyine bakıp duaların en samimisini etmeleri; bizlere, yörede iyi şeylerin olacağını haber verir gibi.
Yolculuğun ilerleyen bölümlerinde karşılarına çıkan bir ihtiyarın geçmiş yıllardan hatıralar anlatıp bölge coğrafyasından bilgiler sunması milislerimizin gücüne güç katmış.
Ay kendini gösterip karanlık çöktüğünde ise Soğukpınar’a gelinmek üzereydi.
Yüzlerde yorgunluk belirtileri ve karanlık…
Ama önlerinde kocaman bir aydınlık ve sabah vardı.
Bu sabaha ulaşmak içinde konaklama için bir yer lazımdı. Eski han konaklamak için pek mümkün olmadığı için milislerimiz geceyi Bağlı’da Cami içerisinde geçirdiler.
Öncesinde de kamp ateşi şeklinde bir ateş yakarak ısındılar.
Keles Kaymakamı Abdul Kadir Duran, Keles Belediye Başkanı Süleyman Kaynak ve Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Gültekin Atar yolculuğun gece molasının verildiği yere ziyaret gerçekleştirdiler.
Bu ziyaret milislerimize yollarda zaman zaman karşılaştıkları kedi üzümlerinden sonra en iyi kuvvet veren ikinci şeydi…
Burada yemek ihtiyacı bir yemek sanayinin imdada yetişmesiyle gerçekleştirilen ızgara ile giderildi.
Camide gece geçirildikten sonra sabah namazına müteakip Bursa’ya ulaşmak üzere kalan yolculuk gerçekleştirilecekti.

Ülkücü bıyığıyla eski han içinde poz veren Yılmaz ağabey ve han içindeki iki çift fare handan geriye kalan en önemli hatıralardı belki de.
Kahvaltı bir köy evinde yapılıp şimdilerde harap halde olan han önünde fotoğraflar çekilip Bursa yoluna düşüldü.
Bursa ilk göründüğünde susuzluğu da atmak için bir sevinç karpuzu kesildi.
Sonra arazi yollarından Bursa’ya iniş gerçekleştirildi. Gökdere yakınlarına inen yol sonrası şehir görülmüş, şehirli insanlar Bursa’nın güneyinden gelen bu dağ yöresi insanlarına bakıyordu.
‘Bir elde bayrak bir elde yazmalı direk’ bana şu Osmanlı Marşı’nı anımsattı: “

Ey şanlı ordu, ey şanlı askerHaydi gazanfer, umman-ı safterBir elde kalkan, bir elde hançerSerhadde doğru ey şanlı asker.Deryada olsa herşey muzafferDillerde tekbir, Allahü ekberAllahü ekber, Allahü ekberOrdumuz olsun daim muzaffer.”Yürüdüler ve tarihteki yerimizi almamızı sağladılar. Bursa’nın gerçek sahiplerine bu güzel yürüyüşleri için ne kadar teşekkür etsek azdır.

Benzer yazılar:

  1. Kurtuluş Savaşı’nın Tarihi Ruhu Keles’te Yaşatılacak Keles Bursa’nın 10 Eylül’deki kurtuluş kutlamaları için farklı bir kurtuluş...

Bir Cevap Yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bu HTML etiket ve tanımlayıcılarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>