«

»

Oca
26
2012

Başbakanla ilk tanışmam…

Geçen gün Keles’teki iktidar partisi kongresinden notlar düşerken Ahmet Akbey’in hatırlattığı Keles’e Recep Tayyip Erdoğan’ın gelişini yeniden canlandırdı hafızam…

Kongrede olup biten şeylerle kendimi çok yormayacağım. Dedem tembihledi, karışma diye. Hem ona göre: Başkan dediğin bir yanı Saydam (rahmetli İsmail Saydam) gibi gözü kara, bir yanı da Bektaş (Mustafa Bektaş) gibi aklıselim olacakmış.

Hatta onun bir belediye başkan adayı bile var. Onu da söylemeyeceğim.

Neyse… Gelelim esas meseleye.. Ne demiştim. Akbey’in aldığı 118’in oyun mevcut delege yapısında değerli olduğunu mu? Mustafa Bektaş’ın kongreye neden gelmediğini mi? Yaşar Keskin’in Kemaliye Köyü’ne seçim öncesi 3 kere ziyaret de bulunup hal hatır sorduğunu mu? Bundan köylülerin çok memnun kaldığını mı? Bizim eve de gelse biz de memnun kalırız diyen bir büyüğümün olduğunu mu?

Yok… Bunlar değildi… Mevzu bahis Başbakan’ı ilk görüşümdü…

Dişçi Kemal Bulut vardı… Keles merkezde, benim de dişlerimi çektiği için ismi gün gibi aklımda… Onun ‘dişçi dükkânı’nın önünde babamla dikilirken siyah bir mersedes geçti önümüzden. Yarıya kadar aralanmış camından el salladı bize… Babam dürttü omzumu “sen de el salla Tayyib’e”dedi…

O zamanki partisinin Keles kongresine gelmiş…

El salladık geçti gitti… Sonradan öğrendim ki İstanbul’un Belediye Başkanı’ymış!

Tarih 20 Temmuz 1997. Ben o tarihte 11 yaşımdaydım. Yaz tatilindeydik ve “zorunlu 8 yıllık eğitim” tartışılıyordu. Yakup Çelebi İlköğretim Okulu’nun ilk öğrencileri olmaya hazırlanıyorduk…

Demem o ki bizim Keles Başbakan’ı gördü. Ahmet Akbey’in dediği ‘küçümseyerek bakanlar’ da vardı caddelerde.

Biz “küçümseyerek” bakmadık ama… Ne yalan söyleyeyim… Hatta özentiyle baktım… Çocuk bakışıma Mercedes güzel görünmüş olacak ki özendim bile.

Hakikaten güzel ve tarihi bir gündü… Ama buna rağmen, bu vefaya karşı hala eksik giden bir şeyler var.

Öte yanda da bir işçi emeklisinin siyasete atılışı, eski yaşamındaki yanlışlarını da bilmesi bunları anlatıp saf ve içten eleştirisi de seçmenlerin konuşmalarında yankılanıyor…

Bunu ben demiyorum, Kemaliye’deki yaşlı amcalardan tutun dedeme uzanan bir dağ kuşağında görüşler yeşeriyor…

Bu seçimin fotoğrafı da Keles’in gerçeği gibi… Hep… Bir tarafımız saf kalıyor, bir tarafımız da çok okumuş…

Yine dönüp dolaşıp sarılıyoruz Mevlana’ya:Dün dünde kaldı cancağızım bugün yeni şeyler söylemek lazım…”

Benzer yazılar:

  1. En Büyük Başkan Bizim Başkan! Hatırımda kaldığı kadar yazacağım… Hararetli bir seçim kampanyasıydı. Birçok seçmen...

Bir Cevap Yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bu HTML etiket ve tanımlayıcılarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>