Dagouta… Keles Güncel Gazetesi-Kasım Sayısı
Oldum olasıya severim böyle garip isimleri. Ayhan Çaçu hocamın “Yaşayan Tanıkların dili ile Keles” kitabını okurken rastladım kendisine… Dagouta, bizim Dağ Yöresi’nde varlığı bilinen ama nerede olduğu kestirilemeyen önemli bir kentmiş.
Bazı araştırmacılar Harmancık’ın eski adı dese de ben Ayhan hocamın nerede olduğu bilinmeyen kent imgesini çok sevdim. Sonra dedim ki kendi kendimi ben bir Dagouta olmalıyım. Nerede olduğu bilinmeyen ama Dağ Yöresi için önemli olan biri.
Sonra gülümsedim kendi kendime. Dağ Yöresi ile sınırlı tutmamalıyım bu halimi Bursa’ya taşımalıyım. Yani ‘bu önemli kent misyonum yöreyi aşmalı’ dedim.
Velhasıl Dagouta çok etkiledi beni. ‘Her insanın içinde bir Dagouta vardır’ diye devam ettirdim düşüncelerimi.
Bir zamanlar çok önemli bir kent ama sonra nerede olduğu bile bilinmeyn antikleşen bir yaşam. Türkçeleştireyim biraz daha; ‘iyilik yap denize at balık bilmez Halik bilir’ hesabı…
Sonra arşivimi gözden geçirdim. Guernica’ya, Siyerlion’a şiirler yazmışım. Dost sohbetlerinde nutuklar atmışım.
Pek de etkili olmamış ki ortaya yağ yakan kamyonların egzoz dumanı gibi bir durum ortaya çıkmış.
Biz ne kadar Dagouta olmaya çalışsak da yanmayan odunlarımız çoğalmış.
Haftalık gazetelerden nutuklar atmaya başlamışlar. Koyunun olmadığı yerde kendilerine bırakın Abdurrahman Çelebi denmesini kendilerini 3. Abdülhamit Han ilan edilecekler.
Ben yazdıkça korkan biriyim. Beyaz Türklerin korkaklarından sayabilirim kendimi.
Kalemim yazdıkça keskinleşeceğine akl-ı selim bir hal alıyor.
O kadar yargılandık, soruşturma geçirdik bir farkımız olsun diğ’mi ama?
Başlığı görüp ne yazmış vay be Dagouta falan diye farklı beklentilere girmiş olanlarınız olabilir.
Haklarını helal etsinler. Niyetimiz beylik laflar etmek değil. Niyetim o güzelim Latin harflerinin içinden umutlu kelimeler türetebilmek.
İş, aş, eş yani hayat kavganızın arasında soluk aldırmak.
Dert varsa derdi anlatmak. Kim bilir hangi dertle uyuyup hangi sabaha uyanıyorsunuz.
Yazmak neyi değiştirir?
Belki hiçbir şeyi değiştirmez. Ama yaşama gücünüzü arttırabilir. Serçenin konduğu dal çok kalın olmasa da onu taşıyabilir.
Sizi taşımak isterim. Günahlarınız ağır olmadığı müddetçe. Çünkü ben serçeleri de çok severim.
Ama asfalt gagalayan kuşlardan nefret ederim.
Bir sonuca ulaşamayacağını bile bile burnunun dikine gidenlerden yani. (siz bu deyimi argolaştırıp gerekli yerlere iletmede serbestsiniz)
Neyse vaktinizi aldım yine. Hepinizde bir Dagouta hâli var eminim. Ve eminim ki bir gün dışarı çıkacak.
İyi bakın o halinize… Sabırsızlıkla bekliyoruz…
-yunus emre coşan-
Benzer yazılar:
- Keles’in Yemek Kültürü /Güney Bursa Dergisi Kasım 2010 GüneyBursa Dergisinin Kasım 2010 sayısı çıktı. Gazete bayilerinde! Dergiyi online...
- Keles Güncel Yörem Güncel oldu Nisan 2009‘dan beri emekleyip yürümeye ve koşmaya çalışan bir çocuk...
- Yörem Güncel ekibinden Keles yolunda inceleme Yörem Güncel gazetesi ekibi çalışmaları süren Keles-Bursa yolunda incelemelerde bulundu....
- 16 Seni Özleyeceğim / Keles Güncel Keles Güncel Ağustos 2010 16 güzel bir rakam Bursa için…...
- Keles Güncel 2. Yıl Başyazı 2. Yıl Biterken (Bir Ekmeği Bölüştük) Bu yazıyı yazdıktan sonra...
Son Yorumlar