Kocakovacıklı Şair Süleyman
25 Ağustos 2009 Salı DağSes Gazetesi
Onu önce televizyonda gördüm. TRT’nin Gezelim Görelim’i Süleyman Amca’yı görüntülerken programı hazırlayan Nuray Yılmaz gülümsüyordu. Çünkü Süleyman Cavlı eşine şiirler söylerken hayatını özetliyordu. Yorgun bedeni ile yıllara direnen tahta kapıların ve taş duvarların önünde bastonuyla oturuyordu.
Sonra mı? Sonra bir gün Gültekin Hoca’mın peşine takılıp Kocakovacık yolunu tuttuk. Muhtar Alaaddin Cavlı’nın düğününde gördüm onu. Köy kahvesinde usulca yanına sokuldum Süleyman Amca’nın. Tanıştık; “benim de şiire ilgim var” dedim Süleyman Cavlı’ya… Gözleri ışıldadı. Yorgun bedenine güç gelirken şöyle bir süzdü beni…
Torununun düğününü gördüğü için çok mutlu ve ilerlemiş yaşına rağmen her gelene yer vermek istiyor. 80 yaşını devirmiş olmasına rağmen sanırım alçakgönüllülüğün hasını görüyoruz onda.
Gözleri eskisi kadar iyi seçmiyor. Hafızası iyi. “Siyah saçlar beyazlandı, iç organlar marazlandı…” derken ömrünü özetliyor sanki.
Programda dinlediklerimizi tekrar söylüyor. Eşi Nazire Hanım ile tam 11 yıl nişanlı kalmışlar. Eşi 8 yaşında iken nişanlanmaları da işin ayrı bir yönü.
Süleyman Amca’nın şairliğinden öte bir yanı daha var. O da giysi ustalığı yani terzilik. Külot pantolon, aba, avcı yeleği, damat ceketi… Her birini bir zamanlar ustalıkla yaparmış.
Folklor araştırmacısı ve Karagöz ustası Şinasi Çelikkol’a göre ise Süleyman Cavlı yörenin en usta terzisiymiş.
Süleyman Cavlı’nın basılan bir de kitabı var. Yalnızca 30 tane yaptırmış ve “okuyacak, değerlendirecek kişilere verdim” diyor. Bu kitaplardan biri de Keles HEM Müdürü Gültekin Atar’da.
“Eşimin yaşı sekiz benimki ise on beş,
On bir yıl nişanlı kaldık yoktur köyümüzde eş,
Elli üç yıldır evliyiz eşimle gönlümüz hoş,
Cem’an altmış yıl oldu aynı sevgi aynı aşk.
Düşe kalka biz hayatı yürüttük,
Bu arada dört de evlat büyüttük,
Üç kız bir oğlanı ele yetirdik,
Üçünü çırak birini de gelin getirdik.
Yorulduk yaşlandık her iki yoldaş,
Vade yetse kurtaramaz ne evlat ne de kardaş,
Dünyada ölüm var bilerek kurduk taş üstüne taş,
Ecel kapımızı çalsa acıtır, gözlerimiz dolar yaş.”
Evet, bu şiir hayatını özetlerken Osmangazi Belediyesi’nin bastırdığı Kocakovacık Köyü’nün tanıtım kitapçıklarında da Süleyman Cavlı’nın şiirleri ele alınmış. Kitapçıkta yer alan, yabancı dile çevrilen ve göçle boşalan köylere içerlemiş şiiri ise şöyle:
“Tuzbayırı, Sarıkaya
Yüreğimde vardır maya
Ne zaman köyüme gelsem
Sana bakarım doya doya
Kanalizasyon telefonu
Elektrik içme suyu
Köylülerim köye dönün
Dört yönü de vasıta yolu
Köyümüzün sağı solu
Dört yerinden giriş yolu
Var olsun devlet baba
Asfalt oldu şehir yolu
Sıvak suyu geldi köye
Taze sebze yedirmeye
Emekliler köye dönün
Bir köşeye bahçe kurun
Kalan ömrü yaşamaya…”
Süleyman Amca’nın şairliği, dostluğu, ustalığı anlatmakla bitmez elbet. Zaten hiçbir yazı bu kadar kısa bitmemişti. Sütunlar hiç bu kadar dar gelmemişti.
Büyük şair iyi bak kendine…
Benzer yazılar: bulunamadı.
4 yorum
Abdullah ELEN diyor ki:
03:35 de 20 Ocak 2011 (UTC 2)
Sayın Yunus Emre Coşan,
Öncelikle çalışmalarınızdan dolayı sizi tebrik ediyor ve başarılarınızın daim olmasını diliyorum.
Süleyman CAVLI’nın torunuyum.. Dedemin eserlerini bir araya getirmede ve kitabın basılmasını kendim görev edindim.. Gizli kalmış bir şair, bir aşık.. İlk ve son eseri olan “Yaşlı Aşık” isimli şiir kitabını dedemle hazırlarken kimi zaman ağladık, kimi zaman güldük, kimi zamanda sarıldık birbirimize..
Eserinde 1946 yılından bugüne kadar yaşadığı önemli olayları (aşk, ayrılık, gurbet, sitem) kaleme almıştır..
Sesini bugüne dek duyuramamış, bu gizli kahramanı unutmamak dileğiyle..
Saygılarımla,
Abdullah ELEN
Yunusemre diyor ki:
19:01 de 20 Ocak 2011 (UTC 2)
Şiire ve en önemlisi yaşamışlığa, hatıranıza; dedenizle birlikte geçmişinize ilginiz beni çok mutlu etti. Güç verdi. Bu güzel insanın torunu olmak, çok güzel bir nimet.
Kendisine selamlarımı iletir, ellerinden öperim.
Sizinle de tanışmak dileğiyle..
Levent ELEN diyor ki:
13:12 de 20 Şubat 2011 (UTC 2)
Sayın Yunus Emre COŞAN
Öncelikle ilgi ve alakanıza çok teşekkür ediyorum ve çalışmalarınızda muvaffakiyet diliyorum…
Ben de Süleyman CAVLI’nın torunuyum gerçekten yorumunuzda da dediğiniz gibi hayatı çok iyi özetleyen yaşanmışlıkları acı, üzüntü, keder, sevinç ve mutlulukları kelimelerle anlatabilmeyi çok iyi bilen gizli kalmış usta bir isimdir dedem…
Bu kitabın derlenmesinde ve basımında büyük bir emek harcayan ağabeyim Abdullah ELEN’e teşekkürlerimi sunuyorum. Dedemin terziliğininde yanı sıra gizli kalmış olan diğer bir ustalık dalı şairliğini konu aldığınız için de size tekrar teşekkür ediyorum.
Gizli kalmış şair ve şiirleri gün yüzüne çıkartmak dileğiyle..
Syagılar..
Levent ELEN
Yunusemre diyor ki:
23:22 de 20 Şubat 2011 (UTC 2)
Eminim o güzel insanın daha birçok meziyeti vardır. Ve ondan öğreneceğimiz daha da fazla şeyler olmalı.. Sizler yakınları olarak bu cevheri geç de olsa işlemelisin..
Çünkü kendisinde öz kültürümüz, becerikliliğimiz, hayata karşı samimi duruşumuz yer alıyor..
Süleyman amcanın şahsında siz değerli yakınlarına da selamlarımı iletiyorum.
Onun kimliği benim yazımı güzelleştirdi.. Ben sadece aracı oldum. Aşkı, sevgisi, tevazusu evrensel değerlerin en güzelini yazdırır insana…
Örnek alınacak biri… İlginiz hiç bitmesin.